26 Ocak 2009 Pazartesi

Türkiye’de Televizyonun Gelişimi


İstanbul Teknik Üniversitesi'nin İlk Televizyon Yayınına Başlaması

Türkiye de ilk televizyon yayıncılığını İstanbul Teknik Üniversitesi 1952 yılında başlattı.İstanbul Teknik Üniversitesi Yüksek Kürsü Başkanı Mustafa Santur’un televizyon yayını ile ilgili ilk resmi girişimi olarak İTÜ Elektrik Fakültesi Dekanlığına başvurması ile Türkiye’deki Televizyonun gelişimi başlar. İTÜ kamera, verici gibi aletleri Philips firmasından üniversiteye bağış olarak alır. Üniversite binasının çatıkatı hazırlanarak burası çekim stüdyosu olarak kullanılır. Gelen verici 100 Watt gücündedir ve bir “süper ikonoskop” kamerayla yayına başlanır. İlk yayınların içeriği konferans, konuşma ve skeçler den oluşmaktadır. Bir diğer program olarak hava durumu programlarıdır ve 1954 te yayına girmiş olup çok fazla ilgi görmüştür. 1955 yılında yayınlar azalmaya başlar ve her hafta yapılan programlar iki haftada bir yapılmaya başlanır. Bunun en büyük sebebi olarak kadronun gönüllü olarak çalışması ve vakitlerinin sınırlı olması gösterilebilir. 1956 yılında televizyona duyulan ilgi birden artıyor. Bunun sebebi olarak vericilerin fazlalaşması ve bu yayınların daha fazla kişiye ulaşmasından dolayı bir televizyon kültürünün oluşmaya başlaması öne sürülebilir. İstanbul'da yayınların başladığı tarih olan 1953’te 30, 1955’te 40 ve 1957’de ise 170 kadar verici olduğu tahmin ediliyor. İTÜ televizyonu son yayınını 6 Mart 1970’yaparak 12 Mart askeri darbesinin etkisiyle 13 martta yayınına son vermek zorunda kalır. 1970 yılında belediyeye ait bir korsan TV bir hafta boyunca yayın yapmıştır.

TRT’nin Tarihsel Gelişimi

1 Mayıs 1963 te 359 sayılı TRT kanunu ile kuruldu. Mevcut Radyo’lar TRT çatısı altına alındı. İlk deneme yayınları Ankara da 31 Ocak 1968, İzmir de 7 Eylül 1970, İstanbul da 30 Ağustos 1971 tarihinde başladı. 9 Eylül 1974 TRT-1 adıyla 24 saat kesintisiz yayın yapmaya başlandı. 17-27 Nisan 1979 tarihinde TRT tarafından ilk kez düzenlenen “Uluslar arası Çocuk Şenliği” Avrupa dan naklen verildi. 31 Aralık 1981 de ilk renkli yayın yapıldı. Yayınların hepsinin renkli hale gelmesi 1 Temmuz 1984 tarihinde olmuştur. TV-2 yayın hayatına 6 Ekim 1984 yılında başladı. Sonrasında sırasıyla 2 Ekim 1989 yılında TV-3 ve GAP, 30 Temmuz 1990 da TV-4 , 3 Aralık 1990 “TELEGÜN” adıyla yapılan teleteks yayını, 27 Nisan 1992 yılında Türk Cumhuriyetlerine yönelik “ Avrasya”, 1 Temmuz 1992 de TRT-İNT – Avrasya yayın hayatlarına başladı. Son olarak 14 Ocak 2009 tarihinde yayın hayatına başlayan TRT 6 Kürtçe yayın yapmaya başladı. '''90’lar ve Özel Televizyonların Yayın Hayatına Başlaması''' Türkiye’nin ilk özel televizyonu olan Star 1 yayın hayatına 5 Mayıs 1990 yılında yayın hayıtına başladı. Magic Box şirketine ait olan Star 1 Almayanın Ludwigshaven şehrinden EUTELSAT uydusu aracılığıyla Türkiye’ye yayın yapmaya başlamıştır. Dönemin Başbakanı Turgut Özal’ın oğlu Ahmet Özal ve Uzan ortaklığında kurulmuştur. 1992’de Show TV yayın hayatına başlamıştır. Show TV yurtdışından ithal ettiği programların Türk sürümleri ile Türk halkının alışık olmadığı “tutti frutti” gibi programlarla tanışmasını neden oldu. Çizdiği bu farklı yapı sayesinde 1995 lere kadar liderlik koltuğunda tutunmayı başardı. Ahmet Özal, Star TV den ayrılarak Kanal 6’yı kurdu. Sabah Gurubu Atv’yi ve Doğus Gurubu Kanal D’yi kurdu. Bu anlamda Türkiye’de yeni bir dönem başlamış oldu.

Şiddet ve Erotizmin Kontrolsüz Olarak Artması

TRT’de rastlayamayacağımız erotik filmler özel kanalların yabancı ülkelerdeki yayınları getirerek Türk insanının sosyo kültürel yapısının içine sokmaya çalışmaları bazı bozulmalarında beraberinde getirdi. Cine5’in izlemiş olduğu yayın politikası nedeniyle kamu vicdanında aklanamamasına neden oldu. Cine 5 bu anlamda yayın içeriğini değiştirdi. Şiddet unsurları halkın duygularını istimrar edici bir şekilde abartılarak kullanıldı. TRT’nin kontrol altında olması ve gelen her hükümete göre yanlılık göstermesi nedeniyle halk özel kanallara çok seslilik anlamında sempati ile baktı fakat özel kanalların bağlı bulundukları şirket veya guruplara hizmet ettiği görüldüğünden dolayı çok seslilik kavramından söz edilemez hale geldi. Her şirket ve cemaat kendi yayın organını kurarak kendi propagandasını yapmaya başladı.

Özel Kanalların Ortak Yönleri

Ticari Kazanç Sağlamak için izlenme oranlarının yükselmesi, popüler kültür ürünlerinin hiçbir kontrol ve etik kaygısı olmaksızın halka sunulması ve dolayısıyla kültürel bozulmayı hızlandırmalarından söz edilebilir aynı zamanda Amerika’nın dünyaya uyguladığı kültürel tektipleşmeye katkıda bulunmaları.

1 yorum:

ece çildiroğlu dedi ki...

çok teşekkürler Atilla solucan adama yorumun için:)